Pelda Aytaş

Sanatsal üretimini nakış tekniğiyle sürdüren ve böylelikle genelde kadınlara ait (görülen) bir medyumun direngenliğini yüceltirken aynı zamanda sanat ve zanaat arasındaki hiyerarşiyi sorgulayan Pelda Aytaş, bu serideki mastürbasyon yapan kadın imgelerini, kadını cinsel nesneye dönüştürmeden, arzulayan birer birey olarak tasvir ediyor. Kendisini izleyen voyeur bir göze karşı ya da o göz için değil, kendisi için zevk almakta olan kadınlar, pasif konumda olmaya direnerek bu sahnelerde bir anlamda sahiplendikleri cinsel arzularıyla tabulara da isyan etmiş oluyor. 

Oto-erotizm özellikle heteronormatif cinsellik anlayışına meydan okuduğundan, bu kadınlar, erkeğin varlığına doğal olarak ihtiyaç duyduğu fikrine ve erkeğin kadını -eksikmişçesine- tamamladığı inancına kafa tutuyor. Sanatçı böylece kadınların cinsellikle ilgili potansiyelini, arzularını ve bundan aldıkları hazzı görünür kılıyor ve kadının cinselliğini bağımsız biçimde yaşamasına, fallik eksiklik mitinin yıkılmasına işaret ediyor. Mekânsız bir kompozisyona yerleştirilen kadınları çevreleyen floral desenler bir taraftan cinselliğin doğaya aitliğini vurgularken diğer taraftan kadın bedeninin reklam malzemesi olarak öne çıkarıldığı Art Nouveau dönemi eserlerine göz kırpıyor.  

“İsimsiz” serisi için sayfanın aşağısına kaydırın.

Pelda Aytaş, who continues her artistic production with the embroidery technique and thus glorifies the resilience of a medium that generally belongs to (or rather is thought to belong to) women, questions the hierarchy between art and craft. Women who are enjoying themselves, not for or against a voyeur watching them, resist passivity and rebel against taboos through their sexual desires, which they embrace in a sense in these scenes. 

Because auto-eroticism specifically challenges the heteronormative conception of sexuality, these women challenge the idea that they naturally need the man’s presence and the belief that man completes woman—as if she were incomplete. Thus, the artist makes women’s sexual potential, desires and enjoyment visible, and points to women’s independent living of their sexuality and the demolition of the myth of phallic deficiency. Floral patterns surrounding women placed in a spaceless composition, on the one hand, emphasize the nature of sexuality, and on the other hand, nod at Art Nouveau works of art in which the female body is featured as advertising material.  

Please look below for the series “Untitled”.

Bez Üzerine Nakış / Embroidery on Cloth, 2021
Bez Üzerine Nakış / Embroidery on Cloth, 2021
Bez Üzerine Nakış / Embroidery on Cloth, 2021
Bez Üzerine Nakış / Embroidery on Cloth, 12x15 cm, 2021
Bez Üzerine Nakış / Embroidery on Cloth, 21x15.5 cm, 2021
Bez Üzerine Nakış / Embroidery on Cloth, 15.5x21 cm, 2021
Bez Üzerine Nakış / Embroidery on Cloth, 15.5x21 cm, 2021
Bez Üzerine Nakış / Embroidery on Cloth, 19x14 cm, 2021

“İsimsiz” başlıklı seri ise varoluşun yetersizliği ve bunun getirdiği melankoliyle başa çıkmak için üreten Aytaş’ın sanatsal araştırmasının ana teması olan gündelik olanın oluşum sürecini betimleyen sahnelerden oluşuyor. Tanıklıklarını ve deneyimlerini aktararak, günlük ritmin içindeki çatlaklardan sızarak, kimi zaman sezgilerine, kimi zaman da gözlemlerine dayanarak ürettiği bu nakış işlerde sanatçı, gündelik hayatın sıradan anlarını ve olaylarını, mekânı öznel ve kolektif hafızanın bir alanı olarak ele almak suretiyle işlerinin konusu yapıyor. Bu seride tasvir ettiği mekânlar, izleyicinin deneyimleri üzerinden kurduğu anlam ilişkisiyle katmanlanıyor ve yeniden boyutlanıyorlar.

The series titled “Untitled”, on the other hand, consists of scenes depicting the formation process of the everyday, which is the main theme of Aytaş’s artistic research, who produces to cope with the inadequacy of existence and the melancholy it brings. In these embroideries that reflect what she witnessed and experienced based on her intuition or observation as filtered through the cracks of everyday life, the artist makes the ordinary moments and events of daily life the subject of her works by considering the space as a field of subjective and collective memory. The spaces she depicts in this series are layered and resized with the relationship of meaning that the audience establishes through their experiences.

Bez Üzerine Nakış / Embroidery on Cloth,
Bez Üzerine Nakış / Embroidery on Cloth,
Bez Üzerine Nakış / Embroidery on Cloth,
Bez Üzerine Nakış / Embroidery on Cloth,
Bez Üzerine Nakış / Embroidery on Cloth,