Özkan Işık

Geçmişte gizli saklı yaşanmışlıkları sessizce kumaşlara nakşeden kadınların neredeyse tek hikâye anlatma aracı olan ve bu yüzden önce feminist daha sonra kuir sanatçıların benimsediği tekstiller, artık paylaşılan hikâyelerin sonsuz çeşitlerde yeniden yorumlanmasını mümkün kılan kavramsal bir araç. Özkan Işık’ın jüt ve saten kumaş üzerine dokuma tekniğiyle ürettiği ‘duvar resimleri’ de, ilk anda göze çarpan erkek figürleriyle kendilerine bakanı toplumsal cinsiyet rollerini tekrar düşünmeye davet ediyorlar. Canlı renklere, uçarı bir atmosfere sahip bu dokunsal işler bir taraftan toplumun dayattığı hayal, arzu ve beklentilerin yine toplumun tahakkümü altında yoğunlaşarak elle tutulur hâle geldiği bir nesneler bütününü, yani sanatçının bu serinin odağında tuttuğu çeyiz imgesini alaşağı etmeye çalışırken, diğer taraftan kumaşın ve dokumanın dişil, yumuşak, zanaat temelli tarafıyla oynuyor.   

Arka planında yapraklar, çiçekler, meyveler ve minik hayvanların aniden belirdiği bu zamansız mekânsız sahnelerde anonim, suretsiz erkek figürler belli belirsiz bir yalnızlık içinde ama izleyicinin yorumuna açık, muğlak ve üstü kapalı bir devinim ve dönüşümü yaşayarak var oluyorlar. Üstelik bu hareketlilikte onlara hep bir ikinci ve çizgisel olduğu için sanki gizli bir persona olarak karşımıza çıkan siluetler eşlik ediyor. Kuir bireylerin heteronormatiflikten uzak çoklu kimlik tanımlamaları çerçevesinde “içimizden ikimiz” diye bağıran tanımsız öznelerin anlatılarının dokunduğu bu halılar, toplumda halen zor konuşulan meseleleri tasasız bir atmosferde bir araya getiriyor.

As the only storytelling medium of women in the past who silently embroidered their deepest secrets into it, the fabric was first adopted by feminist and then queer artists, ultimately evolving into a conceptual tool that makes it possible to reinterpret shared stories in endless varieties. The ‘wall paintings’ produced by Özkan Işık using the weaving technique on jute and satin fabric, with male figures that stand out at first glance, attempt to make the viewer think about gender roles again. These tactile works with vivid colors and a frivolous atmosphere try to overthrow a corpus of objects in which the dreams, desires and expectations imposed by the society concentrate and become tangible in the dowry image that the artist keeps in the center of this series, while also playing with the feminine side of fabric and the soft, craft-based act of weaving.   

In these timeless, spaceless scenes where leaves, flowers, fruits and tiny animals suddenly appear in the background, anonymous, faceless male figures exist in vague solitude, yet by experiencing an ambiguous and implicit movement and transformation, open to the interpretation of the audience. Moreover, they are accompanied by silhouettes that appear as a secret persona because they are always second and linear.  

These tapestries, woven by the narratives of undefined subjects shouting “two among us” within the framework of multiple identities of queer individuals far from heteronormativity, bring together issues that are still difficult to talk about in society in a lighthearted manner.

Polyester Jüt Kumaş Üzerine Dokuma / Weaving On Polyester Jute Fabric, 87x156 cm, 2021
Polyester Jüt Kumaş Üzerine Dokuma / Weaving On Polyester Jute Fabric, 65x150 cm, 2021
Polyester Jüt Kumaş Üzerine Dokuma / Weaving On Polyester Jute Fabric, 125x183 cm, 2021
Polyester Jüt Kumaş Üzerine Punch Dokuma / Punch Weaving On Polyester Jute Fabric, 63x82 cm, 2021
Polyester Jüt Kumaş Üzerine Dokuma / Weaving On Polyester Jute Fabric, 76x153 cm, 2021
Polyester Jüt Kumaş Üzerine Dokuma / Weaving On Polyester Jute Fabric, 143x51 cm, 2021
Polyester Jüt Kumaş Üzerine Dokuma / Weaving On Polyester Jute Fabric, 143x62 cm, 2021
Polyester Jüt Kumaş Üzerine Dokuma / Weaving On Polyester Jute Fabric, 73x162 cm, 2021