Oğulcan Arslan

Oğulcan Arslan’ın sisli bir turkuaz rengin baskın çıktığı “Giydim Cenevre Zırhını” serisindeki fotoğrafları, günlüğünden koparılmış ve bir araya getirilmiş sayfalar gibi. Arslan’ın açıkladığı hâliyle her fotoğraf bir harfi, kelimeyi, bazen de bir noktalama işaretini temsil ediyor; dolayısıyla karşımıza çıkan diptik, triptik ve tek fotoğraflar birer metin olarak da okunmaya açıklar. Farklı okumalara açık bu metinleri oluşturan birimlerin neredeyse hemen hepsi “tablo gibi” (ya da İngilizcede çift anlamlı kullanımıyla picture-perfect) kareler olmalarına rağmen belli bir hüzün sızdırıyorlar. Belki de bu hüzün sanatçının, kendisini yakaladığı manzaralara, insanlara, hayvanlara, genel olarak yakın çevresine ait hissed(e)memesinden kaynaklanıyor: “Daha iyi bir insan olmanın zor olmadığı bir masallar diyarında yaşamak gibi Cenevre’de yaşamak. Fakat kendinizi kuğular arasında bir çirkin ördek yavrusu gibi görmeniz de olası.” 

Arslan’ın kronolojik bir çizgiyi izlemeyen anlatısının parçaları, belirli bir düzen içinde birbirlerinde yankılanıyor ve toplamda sanatçının yolculuğunu belgeliyorlar. Fotoğrafı hayatını anlamlandırma, sözlü olarak ifade edemediği duygularını aktarma aracı olarak kullanan Arslan’ın bir anlık algısını, orada ve o anda yaşadığı hisleri merceğinden süzülen manzaralar ve detaylarla izleyebildiğimiz işler, tek başına ya da kimi zaman ikili ya da üçlü üst üste bindirmelerle yeni kurgular içinde veriliyor ve bütünde şiirsel bir mozaik ortaya çıkarıyorlar. 

Oğulcan Arslan’s photographs in the “I’ve Donned Genevan Armor” series, in which a foggy turquoise color predominates, are like pages torn from his diary and put together. As Arslan explains, each photograph represents a letter, a word, and sometimes a punctuation mark; therefore, the diptych, triptych and single photographs we encounter are also open to be read as texts. Despite the fact that almost all of the units that make up these texts, which are open to different readings, are “picture-perfect” frames, they exude a certain sorrow. Maybe this sorrow stems from the artist’s inability (or unwillingness) to belong to the landscapes, people and animals he captures, and his immediate surroundings in general: “Living in Geneva is like living in a fairyland where it’s not hard to be a better person. But you may also see yourself as an ugly duckling among swans.” 

The pieces of Arslan’s narrative, which do not follow a chronological line, echo each other in a certain order and collectively document the artist’s journey. Using photography as a means of making sense of his life and conveying his feelings that he cannot express verbally, Arslan creates works that reveal his momentary perception, the feelings he experiences there and at that moment, through the landscapes and details filtered through his lens, on their own or in narratives of double or triple superimpositions, making a poetic mosaic as a whole. 

Diasec Baskı / Diasec Print, 50x150 cm, 5 + 1 Edisyon / Edition & 70x210 cm 5 + 1 Edisyon / Edition, 2021
Diasec Baskı / Diasec Print, 90x60 cm, 5 + 1 Edisyon / Edition & 150x100 cm 5 + 1 Edisyon / Edition, 2021
Diasec Baskı / Diasec Print, 60x80 cm, 5 + 1 Edisyon / Edition & 90x120 cm 5 + 1 Edisyon / Edition, 2021
Diasec Baskı / Diasec Print, 50x75 cm, 5 + 1 Edisyon / Edition & 80x120 cm 5 + 1 Edisyon / Edition, 2021
Diasec Baskı / Diasec Print, 50x142 cm, 5 + 1 Edisyon / Edition & 70x210 cm 5 + 1 Edisyon / Edition, 2021
Diasec Baskı / Diasec Print, 45x150 cm, 5 + 1 Edisyon / Edition & 63x210 cm 5 + 1 Edisyon / Edition, 2021
Diasec Baskı / Diasec Print, 50x150 cm, 5 + 1 Edisyon / Edition & 70x210 cm 5 + 1 Edisyon / Edition, 2021