Maze Sürer

Sanat tarihinde yüzyıllardır işlenen bir motif olan ve büyük oranda geçmişin haşmetli yapılarının çöküşünü ele alan yıkıntı estetiği sanatın yanı sıra sinema, edebiyat, felsefe gibi alanlar içerisinde çokça ve etraflıca ele alındı. Maze Sürer’in işlerinde ise biçimsel, işlevsel ve simgesel olarak çokkatmanlı bir anlam alanı açan yıkıntı kavramı temelde, kendini izole eden insan benliğini yansıtıyor. İnsanın hayattaki durumunu, kendisini içinde yaşadığı topluluğa ait hissedememesini ve burada yer edinemeyip düşsel mekânlar inşa etmesini işlevlerini yitirmiş, harabeye dönmüş yapı unsurları üzerinden betimleyen Sürer’in duvara yerleştirilmiş heykellerinin tümü oynak, tekinsiz ve paslı platform-zeminler üzerinde duruyorlar. Yıkıldı yıkılacak gibi duran birbirlerine bağlı elektrik direkleri; artık bir ucu düşmüş, her yanından ipleri sarkan eski bir tahta köprü (ya da iskele) ve ayakta durmaya çalışan kırık dökük çitler izleyiciyi bunların ait oldukları hikâyeleri hayal etmeye davet ediyor. Zira her ne kadar izbe birer siluet gibi görünseler de, aslında her biri benlik için varlığı elzem birer düşsel sığınak…

The aesthetics of ruins, which has been a recurring motif in the history of art for centuries and largely deals with the collapse of the majestic structures of the past, has been extensively and comprehensively discussed in fields such as cinema, literature, and philosophy as well as art. In Maze Sürer’s works, the concept of ruin opens a multi-layered sphere in terms of formal, functional and symbolic meaning; essentially reflects the self-isolating human self. All of Sürer’s sculptures on the wall stand on rickety, insecure and rusty pedestals, symbolizing, through building elements that have lost their function and fallen into ruins, the situation that humans find themselves in life: unable to belong to the community in which they live, and the fact that they cannot find a place here so they build imaginary spaces. Electric poles connected to each other that seem to be falling over; an old wooden bridge (or pier) with ropes hanging from all sides, and dilapidated railings struggling to stand invite the viewer to imagine the stories they belong to. For, although they may seem like secluded silhouettes, in fact, each one is an imaginary shelter whose existence is essential for the self…

Yolun Sonu, Metal, İp & Pas / Metal, Rope & Rust, 60x66x27 cm, 2021
Yolun Sonu Detay / Detail
Hiç Bir Yerin Ortasında / 6, Oksitlenmiş Metal, Ahşap & Zift / Oxidized Metal, Wood & Pitch, 113x52x36 cm, 2021
Yolun Sonu / 2, Metal, Tel & Pas / Metal, Wire & Rust, 110x57x35 cm, 2021
Düş Katmanları, Metal, İp & Akrilik Boya / Metal, Rope & Acrylic Paint, 114x40x30 cm, 2021
Düş Katmanları Detay / Detail
Pastoral hiç-yer, Oksitlenmiş Metal & Akrilik Boya / Oxidized Metal & Acrylic Paint, 132x60x48 cm, 2021
Pastoral Hiç-Yer Detay / Detail