Huseyin Varaha

Gerçeküstücü bir resim diline sahip olan Huseyin Varaha, resimlerindeki gizemli ve korkutucu atmosferi az sayıda kompozisyon unsuru, parlak-göz alıcı renkler ve ezoterik birtakım sembollerle kuruyor: Alevler (mum, şamdan), kurukafa, kara kedi, bıçak, yılan, kupa, ayna gibi hem farklı din ve inanışlarda, hem mitolojide hem de her insanın kişisel hafızasında güçlü anlamlarla yüklü, hikâyesi olan ögeler şeytanî ve bir o kadar da büyüleyici bir atmosfer inşa ediyor. 

Sanatçının “Hatıra Şatosu” olarak tanımladığı bu tekinsiz yer, farklı farklı salonlara, teraslara, odalara açılıyor. Çoğu görece boş bu odalarda aslında herhangi bir olay gerçekleşmiyor olsa da masaların üzerinde, yerde, köşede hemen erişilebilir uzaklıkta olan kesici aletler ile gözünüzün içine bakan hayvanlar bu durgunlukta tehditkâr bir hava yaratmayı başarıyor. Bunda resimlerdeki insan figürünün neredeyse olmayışı da etkili, zira izleyici bu odalarda yalnız olduğunu hissediyor. Resimleri işgal eden demonik his, zaman zaman bir rahibenin, bir kuğunun ya da beyaz güvercinlerin varlığıyla azalır gibi olsa da bu resim-odalarda dolaşırken, kanlı kontes Elizabeth Báthory’nin Transilvanya’daki şatosunun odalarında gezindiğimiz hissi bir türlü kaybolmuyor. 

Huseyin Varaha, who has a surrealistic painting language, establishes the mysterious and frightening ambiance in his paintings with few compositional elements, bright colors and some esoteric symbols: Elements such as flames (candle, candlestick), skull, black cat, knife, snake, cup, mirror and others that are burdened with heavy meanings both in different religions and beliefs, in mythology and in the personal memory of each person, often with an accompanying story build a diabolic and equally fascinating atmosphere. 

This uncanny place, which the artist describes as “Castle of Remembrance”, opens up to different halls, terraces and rooms. Although there are no events taking place in these relatively empty rooms, the animals that look you in the eye, and the sharp implements found on tables, the floor, in the corner, manage to create a hostile atmosphere in this stillness. The near absence of the human figure in the paintings is also effective, because the viewer feels alone in these rooms. Although the demonic feeling that occupies the paintings seems to diminish from time to time with the presence of a nun, a swan or white pigeons, the feeling that we are wandering through the rooms of the bloody countess Elizabeth Báthory’s castle in Transylvania does not disperse as we wander through these rooms. 

Siyah Köpek Kırmızı Odada, Tuval Üzerine Yağlı Boya / Oil on Canvas, 70x100 cm, 2018
Günah Çiçekleri, Tuval Üzerine Yağlı Boya / Oil on Canvas, 40x45 cm, 2019
Aile ve Sadakat, Tuval Üzerine Yağlı Boya / Oil on Canvas, 40x50 cm, 2021
Ölümdü, Bu Neşeli Şöleni Korku, Acı ve Gözyaşlarıyla Kesen Yarıda, Tuval Üzerine Yağlı Boya / Oil on Canvas, 60x70 cm, 2020
Tuval Üzerine Yağlı Boya / Oil on Canvas, 80x100 cm, 2021
Yılan Soluk Altındı, Ona Dokunmaya Korkardık, Tuval Üzerine Yağlı Boya / Oil on Canvas, 80x100 cm, 2018
Suyun Üzerinde Yürüdüm, Ateşten Koşarak Geçtim Tuval Üzerine Yağlı Boya / Oil on Canvas, 70x100 cm, 2019
Tuval Üzerine Yağlı Boya / Oil on Canvas, 90x130 cm, 2021
Kediler Diğer Şeyleri Görür, Tuval Üzerine Yağlı Boya / Oil on Canvas, 40x55 cm, 2018