Gizem Çelik

Bir fotoğrafçının kendi dünyasını fotoğraflamasında son derece ham ve fazlasıyla gerçek bir yön bulunur. Başkalarına, tamamen yabancı insanlara mahremini açmanın, onlara sırrını vermenin kırılganlığı ile verdiği güç birbirine karışır. Ve duygusal olarak yüklü bu tecrübe belki de yüküne rağmen özgürleştirici bir işlev edinebilir. Gizem Çelik’in pandeminin zorunlu kıldığı karantina döneminde baş başa kaldığı annesini fotoğrafladığı kareleri, ne bir güzelleme ne de yerme içeriyor; sadece bir etüt ya da ayna. Çelik, dışarıda yaşanan krizin (ve muhtemelen kuşaklar arası krizin) evin içine, ilişkilere yansımasıyla ve bunun getirdiği kişisel muhasebeyle başa çıkmanın bir yolu olarak üretime sığınıyor ve annesini bir insan (özne) olarak değil, fotoğraflarının modeli (nesne) olarak görerek ona başka bir bakışla bakma imkânına sahip oluyor. Yakınlık-uzaklık, iletişim-iletişimsizlik dinamiklerinin üzerinde yarattığı duygu durumunu gözlemlemek, Öteki’ni anlamak ve onunla yeni bir ilişki formu geliştirmek için fotoğrafı kullanan sanatçı, incelikli kurgulardan oluşan bu seriye “Parlak Günlerimiz” ismini vererek içinde yaşadığı ve hiç bitmeyecekmiş gibi hissettiren, bir noktada sabitlenmiş zaman kavramını imliyor.

There is something so raw and so real about a photographer’s way of photographing their own world. The vulnerability of revealing one’s private to complete strangers, and the power this gives them meld into each other. And this emotionally-charged experience can perhaps take on a liberating function despite its burden. Gizem Çelik’s photographs of her mother, with whom she spent the lockdown, do not contain any embellishment or reproach; they are just a study or mirror. Çelik takes refuge in production as a way of coping with the implications of the crisis outside (and possibly the intergenerational crisis) on the home and relationships, and the personal accounting it brings, and finds the opportunity to behold her mother in another way–not as a person (subject), but as the model (object) of her photographs. Using photography to observe the emotional state created by the dynamics of proximity-distance, communication-non-communication, to understand the Other and to develop a new form of relationship with it, the artist named this series of elaborate machinations as “Our Bright Days” to signify the concept of time that feels static, never-ending.

Fine Art Baskı / Fine Art Print, 50x87 cm, 5 + 1 Edisyon / Edition, 2020
Fine Art Baskı / Fine Art Print, 30x54 cm, 5 + 1 Edisyon / Edition, 2020
Fine Art Baskı / Fine Art Print, 30x54 cm, 5 + 1 Edisyon / Edition, 2020
Fine Art Baskı / Fine Art Print, 40x71 cm, 5 + 1 Edisyon / Edition, 2020
Fine Art Baskı / Fine Art Print, 30x60 cm, 5 + 1 Edisyon / Edition, 2020
Fine Art Baskı / Fine Art Print, 40x71 cm, 5 + 1 Edisyon / Edition, 2020
Fine Art Baskı / Fine Art Print, 30x54 cm, 5 + 1 Edisyon / Edition, 2020
Fine Art Baskı / Fine Art Print, 50x87 cm, 5 + 1 Edisyon / Edition, 2020