Erdal Bilici

Picnic At Flatlands

 

Erdal Bilici’nin çokkanallı video yerleştirmesi, Danimarka’da bulunan ve daha önce Danimarka Krallık Hava Kuvvetleri tarafından kullanılmış olan Værløse Hava Üssü üzerinden doğa, hayvanlar âlemi ve dünyayı etkileyen ekolojik değişimlere odaklanıyor.

Værløse, bir ormanın ortasında inşa edilmiş ve 2000’li yılların başına dek aktif olarak kullanılmış bir askerî üs; NATO’nun da parçası olan bu yapı Soğuk Savaş döneminde Danimarka’nın güney komşusu olan Doğu Almanya’daki faaliyetleri izlemek için kullanılmış. Onlarca uçuş hangarı, sığınaklar, geniş bir hava sahası, uçuş kulesi ve eğitim, bakım, yönetim binaları gibi daha birçok yapıdan oluşan bu alan, bu ilk kullanımının ardından 2004 yılında Danimarka Doğa Ajansı’na devredilmiş. Zamanla doğanın ele geçirdiği terk edilmiş binaların bir kısmı, 2005 sonrasında işlevsizleşmiş ve devamında ticari girişimlere kiralanmış. Bilici, “Picnic at the Flatlands” adını verdiği projesinde son yıllarda inşaat şirketlerinin eko-köyler inşa ettiği ve büyük çoğunluğu satılmış olan bu alanı halen dönüşmekte olan bir mikrokozmos olarak ele alıyor. İnsanın dünyada yarattığı ekolojik değişimleri, doğayı hem sömürülecek bir kaynak hem de bir kutsal alan olarak görmesini, geleceğe dair apokaliptik bir tahayyülü ve tüm bu yaşananların sonuçlarını bu evren üzerinden tartışmaya açıyor.

Canlı çekimler, 3D görüntüler ve buluntu kayıtlardan oluşan çokkanallı yerleştirme, izleyicileri spekülatif bir gerçekliğe taşıyor: Bir yandan 3D renderlarla bölgenin faunasına odaklanan, diğer taraftan eko-köylerdeki evlerin 3D görüntülerinden yararlanan ve Hana ismini verdiği, bize bu evlerden birini satmaya çalışan bir emlakçının sanal-3D imgesini oluşturan sanatçı, akıllı evlerin ve teknolojinin insan yerleşiminin kontrolünü ele almasının altını çiziyor. Videolardaki canlı çekimlerde ise R isimli bir karakter üzerinden yapılı ve doğal çevreye giriyoruz. Distopik bir atmosfer içerisinde, ormanda dolaşan R’nin çevresiyle etkileşimini gösteren sekansları sokak köpeklerinin bir arabaya saldırdığı buluntu video takip ediyor.

Doğayı, eko-köylerin tamamlanmamış yapıları üç boyutlu hayal etmek için kullandığı teknolojiyle, yani 3D render tekniğiyle tekrar keşfetmeye çalışan Bilici, izleyicileri ekranda üç boyutlu görüntüye çok benzeyen, robotik kol kamera hareketleriyle ve makro lenslerle oluşturulmuş alternatif bir ormanla karşı karşıya bırakıyor. Böylelikle projenin esas can alıcı noktası da açığa çıkmış oluyor: Gerçekçi bir kehanet ya da sanal bir gerçeklik: Kaybedilmiş, yok olmuş ve orijinal hâli artık var olmadığından ancak yeniden üretilebilen bir şey olarak doğa.”

Bilici kullandığı araçların görünürlüğüyle post-sinematik bir duruma da göz kırpıyor: Aynı anda kadrajın hem içini hem de dışını kapsayan bir imge. Öyleyse şunu sormak mümkün: Bu imgeler hangi zamana, ya da hangi olası zamanlara ait? İnsan-sonrası döneme ait bir geleceğe mi yoksa tarihöncesine ait bir geçmişe mi?

Picnic At Flatlands

 

Erdal Bilici’s multi-channel video installation focuses on the ecological changes affecting nature, the animal kingdom and the world through the Værløse Air Base in Denmark, which was previously used by the Danish Royal Air Force. 

Værløse is a military base built in the middle of a forest and actively used until the early 2000s; the structure, which was part of NATO, was used during the Cold War to monitor activities in East Germany, Denmark’s southern neighbor. This area, which consists of dozens of hangars, shelters, a large airspace, flight tower and many other structures such as training, maintenance and administration buildings, was handed over to the Danish Nature Agency in 2004 after its original function was fulfilled. Some of the abandoned buildings, which were taken over by nature over time, became dysfunctional after 2005 and were later leased to commercial ventures. Bilici, in his project named “Picnic at the Flatlands”, considers this area, where construction companies have built eco-villages in recent years and most of which has been sold, as a microcosm that is still transforming. It discusses the ecological changes that humans have created in the world, their seeing nature as both a resource to be exploited and a sanctuary, an apocalyptic imagination for the future, and the consequences of everything that occurred over this universe.  

The multi-track installation of live footage, 3D images and found footage transports viewers to a speculative reality: Focusing on the fauna of the region with 3D renderings on the one hand, and making use of the 3D images of the houses in eco-villages on the other hand and creating a virtual-3D image of a real estate agent named Hana who is trying to sell us one of these houses, the artist underlines the control of smart homes and technology over human settlement. In the live footage, we enter the built and natural environment through a character named R. In a dystopian atmosphere, the sequences showing the interaction of R wandering in the forest with its environment are followed by a found video in which stray dogs attack a car. 

Trying to rediscover nature with the technology that eco-villages use to imagine unfinished structures in three dimensions, namely 3D rendering technique, Bilici confronts the audience with an alternative forest created with robotic arm camera movements and macro lenses, which is very similar to a three-dimensional image on the screen. Thus, the main point of the project is revealed: A realistic prophecy or a virtual reality: Nature as something that has been lost, destroyed, and can only be reproduced as its original state no longer exists.

Bilici also winks at a post-cinematic situation with the visibility of the tools he uses: An image that covers both the inside and the outside of the frame at the same time. So it is possible to ask: To what time, or to what possible times, do these images belong? A posthuman future or a prehistoric past?