Damla Sari

Gelsin Yüzüne de Söylerim

Pratiğine hazır nesneleri ve teknolojiyi dahil ederek kinetik heykeller ve yerleştirmeler üreten Damla Sari, “Gelsin Yüzüne de Söylerim” adlı çalışmasında yine gündelik nesneleri -herhangi bir evde karşımıza çıkabilecek üç adet yemek masası sandalyesini- kullanarak birçok izleyiciye tanıdık bir his veren bir kompozisyon kuruyor. Çalışmanın başrolündeki bu üç sandalye, Sari’nin apartmanların bahçe katı dairelerinin duvarına yaslanmış hâlde bulduğu, esasında apartmanlarda yaşayan kadınların sosyalleşme ihtiyacını giderdikleri, gündelik bilgi ve gözlem alışverişini gerçekleştirdikleri birer alan olan nesneler. Sanatçı bu nesneleri kullanarak, galeri mekânına asla gelemeyecek olan ‘teyzeler’i en çok kullandıkları nesne ve en çok zikrettikleri sözlerle misafir ediyor.

Alçak bir platformun üzerine yerleştirilmiş bu üç klasik ahşap sandalyenin hemen arkasında bir de, mekâna giren izleyiciyi uzaklaşana dek takip eden bir kamera/göz bulunuyor. İktidar, güç, yerleşiklik, mülkiyet, toplumsal ya da bürokratik konum gibi kavramların tüm ağırlığını olanca gücüyle taşıyan bu sandalyeler, eşlikçileri sinsi göz(cü) ile birlikte izleyiciyi izlenen, ısrarla gözlenen ve yargılanan bir konuma yerleştiriyor; öyle ki izleyici neredeyse bu sandalyelerde oturan (kendi hayatından bir) karakterin eserin adını telaffuz ettiğini duyabiliyor…

Çalışmalarını psikolojik durumlarını ortaya çıkarmaya her zaman hazır, dışa dönük karakterlere dair yaptığı gözlemler etrafında kurduğunu belirten sanatçının, en gündelik nesneler ve yollarla yoğun ve karmaşık bir duygular bütünü yaratmayı başaran işleri kendisinin gözlem gücünü de ortaya koyuyor.

It’s Not Like I Wouldn’t Say It To Her Face

In herwork “It’s Not Like I Wouldn’t Say It To Her Face” Damla Sari, who produces kinetic sculptures and installations by incorporating ready-made objects and technology into her practice, uses everyday objects –three dining table chairs that can appear in any house– to create a composition that will feel familiar to many viewers. These three chairs that share the leading role are objects that Sari finds leaning against the wall of ground floor apartments, essentially addressing their residents’ need for socialization, and being a medium for the daily exchange of information and observations among women living in the neighborhood. Using these objects, the artist hosts the women who will never come to the gallery space with the objects they use and the words they utter the most.

Placed on a low platform, these three classic wooden chairs are just in front of a camera/eye that follows the viewer entering the space until they move away. Carrying the full weight of concepts such as power, governance, establishment, property, and social or bureaucratic status, these chairs and the accompanying (prying) eye place the audience in a position where the viewer is watched, persistently observed and judged, so much so that the viewer can almost hear a character (from their own life) sitting in these chairs, uttering the sentence that makes the name of the work…

Stating that she builds her work around observations of extroverted characters who are always ready to reveal their psychological state, the artist manages to create an intense and complex set of emotions in the most everyday objects and ways, while revealing her own observational power.

Gelsin Yüzüne De Söylerim / It’s Not Like I Wouldn’t Say It To Her Face Kinetik / Kinetic 108x150x50 cm, 2019