Batınay Ünsür

Pratiğini hareketli ve hareketsiz görüntü üzerine kuran Batınay Ünsür çalışmalarında, ana akım sinemanın ve gişenin diktatörlüğünde seyircileri sömüren yapıya alternatif bir bakış açısı sunmaya çalışıyor. Sinemanın özünü oluşturan imge kavramını öznel bir şekilde ele alarak “gerçek sinemanın peşinde” olduğunu ifade eden sanatçı, işlerinde kamerasıyla topladığı görüntüleri bir araya getirerek esas hikâyenin ortaya çıkmasını sağlıyor. Ayrıca hareketli görüntüde asıl anlam kurucunun senaryo değil, görüntülerin bir araya gelme şekillerinin olduğunu savunduğundan dolayı, Ünsür kendisini yönetmen değil, “toparlayıcı” olarak tanımlıyor.

Octavio Paz’ın “Yalnızlık Dolambacı” adlı eserinden alıntılanan “İnsan, bütün zamanların tek olduğu o sonrasızlıktan kovulup dünyaya sürgün edildiğinde, takvimin ve saatin kölesi oldu,” cümlesi etrafında şekillenen “pasif bir yumruğu ışıklara kazımak” adlı çalışma, tanıdık olan ve olmayan görüntüleri alışılagelmedik bir kurguyla kesintiye uğrayan bir hikâyede bir araya getiriyor: Varlığı olmaksızın bizim de yaşamımızı devam ettiremeyeceğimiz güneşi bir diktatör olarak gören insanların yağmurlarla ve deniz fenerleriyle güneşe baş kaldırdığı, ancak diktatörün sert karşılığının ardından hayatlarına devam etmeye çalıştıkları bir hikâye bu…

Batınay Ünsür’s practice is built on moving and still images, trying to offer an alternative perspective to the system that exploits audiences under the dictatorship of mainstream cinema and the box office. Stating that he “pursues real cinema” by dealing with the concept of image that forms the essence of cinema in a subjective way, the artist combines the images he captures with his camera in his work to bring out the real story. In addition, Ünsür describes himself as a “composer” and not a director, since he argues that the principal meaning in cinema derives not from the script, but from the ways in which moving images come together. 

“carving a passive fist into the lights”, which is based around the phrase “Man was exiled from that present where all time was one, only to become a slave to the calendar and clock” quoted from Octavio Paz’s “The Labyrinth of Solitude”, combines familiar and non-familiar images in a story punctuated by unorthodox editing: It is a story in which people who see the sun as a dictator without which we are unable to survive, defy the sun with rains and lighthouses, but try to move on with their lives after the harsh retaliation of the dictator…