Ayris Alptekin

@92’den Beri Hayatımı Kurguluyorum

Güncel sanat pratiğinde sıkça karşımıza çıkan otobiyografik çalışmalar, temelde bir öz-keşfi ve öz-temsili imler. Bu keşif ve temsil süreçleri bir otoportre ortaya çıkarmaktan öte bir işlev edinir: Bugünü anlamak için geriye dönük bir bakış edinmek ve öze dair olanı çıkarıp işlemek. Elbette bunun yolu da sıklıkla çocukluğa geri dönmekten geçer: Çocukluk neredeyse herkes için geçmişin az çok sisli ve müphem bir dönemidir; var olmuş şeyler, kişiler ve yaşanmış olaylar hafızada her zaman türlü şekillerde vücut bulur. Ayris Alptekin de “@92’den_beri Hayatımı Kurguluyorum” ismini verdiği çalışmasında bugününden çocukluğuna, çocukluğundan da bugününe bakmak için kendini teşrih masasına yatırıyor. Bunu yaparken ise hafızasını değil, babasının doğumundan ergenliğine dek çektiği, sayıları 50’ye yakın video kasedi temel alıyor.

Buluntu görüntülerle çalışan bir video sanatçısı ve kurgucu olan Alptekin, bu kasetleri bulduğunda kamerayla kurduğu ilişkinin ne kadar geçmişe ve derine gittiğini fark etmiş. Çocuk yaşlarda gösterme-görülme, ergenlikte ise görünmeme arzusu etrafında şekillenen bu ilişki, bugünden bakılınca kişisel kamera kullanımı, kendiliğin inşası ve gündelik hayatı paylaşma/sergileme arzusu açısından hayli tanıdık bir durumu gözler önüne seriyor. Hem içerik hem de biçim açısından bugünün iletişim formlarıyla benzerlikler taşıyan bu görüntüleri sanatçı, “günümüz sosyal medya pratiğinin atası ya da arketipi” olarak yorumluyor.

Alptekin, teknolojik açıdan bugünden çok uzak olsalar da neden kurgucu olduğunun ipuçlarını taşıyan ham malzemeleri, bu zamanlar arası ve birbiriyle kesişen ilişkiden yola çıkarak, bugünün yaygın sosyal medya formunun oluşturduğu estetikle yeniden biçimlendiriyor. 30 yıl önce çekilen ve belirli temalar dahilinde “@92’den_beri Hayatımı Kurguluyorum” isimli sosyal medya hesabının gönderileri olarak kurgulanan 10 video, duvara sabitlenmiş şekilde, ait oldukları kasetlerin ön kapağında yer alan QR koduyla birlikte sergileniyor.

“@92’den_beri Hayatımı Kurguluyorum

Autobiographical works, which are frequently encountered in contemporary art, imply self-discovery and self-representation at their core. These processes of discovery and representation take on a function beyond producing a self-portrait: To take a retrospective look to understand the present and to extract and process the essential. Of course, this often goes back to childhood: Childhood is a more or less foggy and ambiguous period of the past for almost everyone; things or people that existed and events that happened are always embodied in memory in various forms. In her work titled “@Since_92 I’ve Been Editing My Life”, Ayris Alptekin lays herself down on the dissecting table to look at her childhood from today, and at today from her childhood. In doing so, she does not rely on her memory, but on nearly 50 videotapes her father took from her birth to adolescence.

Alptekin, a video artist and editor working with found images, realized how deep and far her relationship with the camera went when she found these tapes. This relationship, which is shaped around the desire to show-be seen in childhood and not to be seen in adolescence, reveals a very familiar situation in terms of personal camera use, construction of the self and the desire to share/exhibit everyday life. The artist interprets these images, which bear similarities with today’s communication forms in terms of both content and form, as “the ancestor or archetype of today’s social media practice”. 

Alptekin reshapes the raw materials, which bear clues about why she is an editor even though they are far removed from today in terms of technology, with the aesthetics created by the form of mass social media, based on this intersecting, timeless relationship. 10 videos shot 30 years ago and fictionalized as the thematic posts of a social media account named “@Since_92 I’ve Been Editing My Life” are displayed on the wall, together with the QR code on the case of the tapes they are recorded in.