Ahmet Özcan

İlhamını Mehmet Siyah Kalem’in 15. yüzyıla tarihlenen cin betimlemelerinden ve Hieronymus Bosch’un doğaüstü sahnelerinden alan Ahmet Özcan’ın son dönem çalışmaları çirkin, korkutucu, iğrenç ya da şeytani gibi sıfatlarla tanımlanamayacak kadar sevimli canavarları konu alıyor. Karakter özellikleri açısından Japon folkloründeki kimi gerçeküstü varlıklara yakın duran bu figürler, dekupe edildikten sonra yükseltilerek hazır bir çerçeveye oturtulan kâğıtların boyut kazandırdığı sahnelerde karşımıza çıkıyorlar.

Mihail Bahtin, karnavalları toplumun bireylere dayattığı baskının geçici bir süre için askıya alındığı bir olgu olarak okur. Hiyerarşik yapıların, normların ve yasakların yok sayıldığı bu ‘an’larda kendini özgürce ifade etme, türlü şekillerde açığa çıkar. Özcan’ın çalışmalarında da kimi sahneler dört parmaklı bir el formuna sahip bayrağını taşıyan canavarların geçit törenini tanımlar, kimilerinde ise bu dört parmaklı eller bir canavarın yüzünü büyük oranda saklayan bir maskeye (Venedik maskesine) dönüşür. Böylelikle her zaman bir tür kutsallık taşıyan bayrak imgesini kendi canavarlarına seslenmek ve onlara ses vermek için kullanan sanatçı, bu figürleri yaşadığı gerçekliğe dahil ederek onların bu dünyayı ele geçirmelerine yol verir. Bu istila aynı zamanda her izleyiciye gönderilen bir davettir, kendi canavarlarının dünyasına girmesi için bir davet…

Inspired by Mehmet Siyah Kalem’s 15th-century depictions of djinns and Hieronymus Bosch’s supernatural scenes, Ahmet Özcan’s recent work is about monsters who are too cute to be qualified by adjectives such as ugly, scary, disgusting or evil. These figures, who are close to some surreal beings in Japanese folklore in terms of characteristics, appear in scenes made three dimensional by raising and framing paper cutouts. 

Mikhail Bakhtin interprets carnivals as an phenomenon in which the pressure imposed by society on individuals is temporarily suspended. In these ‘moments’ where hierarchical structures, norms and prohibitions are ignored, free expression is revealed in myriad ways. In Özcan’s work, some scenes depict the parade of monsters carrying a flag with a four-fingered hand on it, while in others these four-fingered hands turn into a (Venetian) mask that largely hides the face of a monster. Thus the artist uses the image of the flag, which always carries some sanctity, to address and give voice to his own monsters; he incorporates these figures into the reality in which he lives, leading them to take over this world. This invasion is also an invitation sent to each viewer to enter the world of their own monsters.

Bez, Elyaf, Boyama, Elde ve Makinada Dikiş / Cloth, Fiber, Dyeing, Hand and Machine Sewing, 180x60 cm, 2021
Kağıt, Tahta, Akrilik, Mürekkepli Kalem & Kalem Boya / Paper, Wood, Acrylic, Ink & Pencil, 23x23 cm, 2021
Sahne 3, Kağıt, Tahta, Akrilik, Mürekkepli Kalem & Kalem Boya / Paper, Wood, Acrylic, Ink & Pencil, 23x23 cm, 2021
Kağıt, Tahta, Akrilik, Mürekkepli Kalem & Kalem Boya / Paper, Wood, Acrylic, Ink & Pencil, 23x23 cm, 2021
Sahne 1, Kağıt, Tahta, Ip, Akrilik, Kalemtraş Artığı, Mürekkepli Kalem & Kalem Boya / Paper, Wood, Thread, Acrylic, Sharpener Residue, Ink & Pencil, 30x23 cm, 2021
Sahne 2, Kağıt, Tahta, Akrilik, Mürekkepli Kalem & Kalem Boya / Paper, Wood, Acrylic, Ink & Pencil, 21x23 cm, 2021
Sahne 4, Kağıt, Tahta, Akrilik, Mürekkepli Kalem & Kalem Boya / Paper, Wood, Acrylic, Ink & Pencil, 23x23 cm, 2021